24 Ocak 2012 Salı

Ilk Macintosh'tan MacBook Air'e uzanan 28 yıl.. "Apple"

Steve Jobs’ın ilk Macintosh’u tanıttığından bu yana 28 yıl geçtiğini biliyor muydunuz? :) Macintosh ilk defa 24 Ocak 1984 yılında tanıtılmıştı. Şu anda bile kullandığımız bazı uygulamaların köklerinin ve fikirlerin o günlere dayanıyor olması, ve aradan geçen 28 yılda alınan yol gerçekten inanılmaz…


Mac’in 28 yılda ulaştığı son noktayı MacBook Air olarak tanımlamak pek yanlış olmaz sanırım. “Geleceğin MacBook’u” olarak tanımlanan MacBook Air, hafifliği, boyutları ve SSD sayesindeki hızı ile diğer dizüstü bilgisayarların, hatta Mac’lerin bile önünde diyebiliriz…



Yazıyı oldukça kısa tutup, sizi bundan 28 yıl önceye götürmek istiyorum: İlk Macintosh’un lansmanına.



Steve Jobs’ın gençliğine (o zaman sadece 29 yaşındaydı!) ve kişisel bilgisayarların şimdiye göre ne kadar ilkel, fakat Macintosh’un dönemine göre ne kadar ileride olduğuna inanmak gerçekten zor… :)



İlk Macintosh’un özellikleri ise şimdi düşündüğümüzde şaka gibi geliyor:
  • İşlemci: Motorola 68000, 8 MHz
  • ROM: 64 KB
  • RAM: 128 KB
  • Ekran: 9 inç
  • Çözünürlük: 512 x 342 piksel, tek renkli (siyah & beyaz / monochrome)
  • Sabit Disk: Yok, sadece disket sürücü :)
  • Fiyatı: $2.495









Ve bir de Macintosh’un efsane reklamı olan “1984“ü de paylaşmadan geçemiyorum… Bu reklam televizyonlarda Super Bowl adı verilen, ABD’de en çok izlenen spor müsabakasının devre arasında (22 Ocak 1984′te) sadece 1 defa, tek bir defa yayınlanmıştı. George Orwell’in 1984 adlı romanına gönderme yapan reklamı ilginç bulacağınıza eminim… :) Bu reklamla ilgili olarak detaylı bilgi almak isteyenler, ingilizce bir kaynak için Wikipedia sayfasına göz atabilirler.









18 Ocak 2012 Çarşamba

SOPA – Stop Online Piracy Act Nedir ? (SOPA and PIPA)


Stop online piracy act, yani kısa adıyla SOPA Amerika’da internet yasakları ile ilgili ciddi bir gündem oluşturmuş durumda. İnternet kullanıcıları Amerika’nın da interneti sansürleyecek olmasından endişe ediyor. Stop online piracy act’in Türkçe anlamı, online korsanlığı durdurma hareketi olarak düşünülebilir. Yani Amerikan hükümeti özetle korsan program, film ya da müzik bulunduran sitelerin kullanımını engellemeye çalışıyor. Lisanssız ürünlerin bu bir e-kitap, mp3 ya da film olabilir, internet üzerinden yayınlanmasına ve indirilmesine engellemeyi amaçlıyor. Ancak internetin varoluş felfesine aykırı olduğunu düşünüyor SOPA yasasının hayata geçecek olmasını Amerikan halkı. Çünkü internetin özünde özgürlük var. Ayrıca SOPA ortaya çıktığı hali ile herne kadar masum gibi gözükse de, internet siteleri ve arama motorları açısından oldukça yüksek bir baskı unsuru içereceğe benziyor. Gelin hep beraber Amerika’nın SOPA’yı nasıl hayata geçireceğine göz atalım;

İnternet servis sağlayıcıları ve DNS sunucularına, yasal olmayan içerik, resim, fotoğraf, müzik ve film barındıran sitelerin DNS adreslerinin çözümlenmemesi ve açılmaması yönünde talimat gönderilecek,
Google gibi arama motorlarına illegal içerik barındıran sitelerin arama sonuçlarından çıkarılması yönünde baskı yapılacak, arama sonuçlarından bu gibi sitelerin kaldırılması sağlanacak,
Paypal gibi ödeme sistemine sahip internet siteleri aracılığıyla yasal olmayan içerik sağlayan sitelerin gelir elde etmeleri ve bu gibi ödeme sistemlerini kullanmaları engellenecek,
Adsense gibi internet reklam servislerinin bu gibi siteleri reklam ağından kaldırılması sağlanacak.

Bu yasa ile bahsedilen engellerin ortaya konması tüm internet dünyası açısından oldukça sancılı bir süreç olacak. Yani bu önlemlerin hayata geçirilmesi internet altyapısının ciddi anlamda değiştirilmesi anlamına geliyor.
Ayrıca arama motorlarının sonuçlarına müdahele ederek, arama sonuç güvenliği zede alacak.

Kaldı ki bu sistem kurulduktan sonra ilerde başka türlü sansür ve yasaklayıcı uygulamaların hayata geçirilmesi çok daha kolay olacak.

Birçok websitesi bu yasaya karşı çıkmasına karşın (örn:wikipedia),destek veren sitelerde var.(godaddy.com)
wikipedia'nın sopa ve pipaya karşı yazdığı açıklama, http://en.wikipedia.org/wiki/Wikipedia:SOPA_initiative/Learn_more
Daha fazla bilgi almak için alttaki videoyu da izleyebilirsiniz.



7 Ocak 2012 Cumartesi

appspotmail.com - Spam Maillerden kurtulma

Kaç seferdir,bu sefer uğraşmayayım, bi daha yollamazlar dememe rağmen,bana konu açtıracak kadar delirttiler.
Her seferinde farklı subdomain adresleri ile spam yapan appspotmail.com'dan kurtulmak için yapılacak şey belli. Aslında bu yöntemi mailde engellemeden kurtulmak için yapmışlar.Eğer sitenin tüm subdomainlerini banlamayıp,sadece bir tanesini banlarsanız, bir sonraki sefere,başka bir subdomainden mail yolladığı için o engelden kurtulmuş oluyor. yani engellediginizmail@appspotmail.com şeklinde bir şey olsa engelleyebilirsiniz ama appspotmail her seferinde birbaskamailadresi@sex-partner.appspotmail.com gibi bir adresden gönderiyorlar.

Çözüm ?
appspotmail maillerinden kurtulmak için yapmanız gereken şu;


http://by149w.bay149.mail.live.com/P.mvc#!/mail/EditRule.aspx?n=199907226

üstteki linke tıklayın. oradaki boşluğa appspotmail.com yazıp içeren adresleri engellemesini sağlayabilirsiniz.




3 Ocak 2012 Salı

No bra january - 9gag

9gag da hızla devam etkinliklerinden en sonuncusu.. 9gag.com üzerinde kasım ayında yapılan "no shave november" etkinliği üzerine aralık ayı boyunca mastürbasyon yapmamak anlamına gelen "No fap december" etkinliğinin devamında yapılan en güncel etkinlik..
"No bra January"
Ocak ayında da bayan üyelerden sütyensiz resim çekmeleri bekleniyor. Haliyle uzun ve zor geçen bir etkinliğin (No fap december) sonrasında böyle bir istek olması da normal :)

Bakalım önümüzdeki aylarda ne gibi etkinlikler gelecek...

"EDIT"
hey 9gaggers from google !
This page visited so many times. so I decided to share No bra January posts. I'll upload all DELETED pictures here. 1-2 hours later, you can find a DOWNLOAD link here.

Check comments ;)

20 Aralık 2011 Salı

Need For Speed The Run İnceleme - Sistem Gereksinimleri



Need for Speed The Run MİNİMUM Sistem Gereksinimi


CPU: 2.4 GHz Intel Core 2 Duo veya eşdeğer bir AMD işlemcisi
RAM: 3 GB
HDD: 18 GB
Ekran Kartı (AMD): 512 MB ATI Radeon 4870 veya daha iyisi
Ekran Kartı (Nvidia): 512 MB NVIDIA GeForce 9800 GT veya daha iyisi


Need for Speed The Run ÖNERİLEN Sistem gereksinimi


CPU: 3.0 GHz Intel Core 2 Quad veya eşdeğer bir AMD işlemcisi
RAM: 4 GB
HDD: 18 GB
Ekran Kartı (AMD): 1024 MB ATI Radeon 6950
Ekran Kartı (Nvidia): 1024 MB NVIDIA GeForce GTX560

Need For Speed The Run İnceleme
Need for Speed serisi, ilk oyundan  bu yana birçok değişiklik gösterdi. Yeri geldi polis kovalamacalarına karıştık, yeri geldi polis olduk, yeri geldi modifiye yaptık. Ancak görünüşe göre bu sefer Black Box farklı bir şeyler denemek istemiş.

Need for Speed: The Run'la ilk oynama şansını, geçtiğimiz aylarda yapılan FIFA 12 Türkiye Lansmanı'nda bulmuştum. Biraz zorladığımız Aral yetkilileri, orada bulunan demo diskini PS3'e takmamıza izin vermişler ve kısa da olsa bir demo oynamıştık. Ancak şimdi oyunun tamamını oynadığımızda görüyoruz ki demo sadece buzdağının suyun üstünde kalan kısmıymış. Peki ya suyun altında kalan kısmı ne kadar büyük?



Mafyadan kaçarken yarışa tutuldum

NFS: The Run bir maraton yarış oyunu aslında. Jack Rourke adındaki bir yarışçıyı canlandırıyoruz. Başı mafyayla derde giren Jack'in, bu dertten kurtulması için San Francisco'dan New York'a kadar süren bir sokak yarışını kazanması gerekiyor. Bu yarış sırasında da arkadaşı Sam ona yardım ediyor. Yarış sırasında da diğer yan karakterleri tanıma fırsatımız oluyor. Ancak hikaye o kadar detaysız ki, olmasa bile daha iyi olabilirmiş. Split/Second'da bile tam anlamıyla bir hikaye olmamasına rağmen, oyun oldukça eğlenceliydi. Black Box'un amacını kavrayabildiğimi söyleyemem. Acaba "FrostBite 2.0 motorunun her yönünden yararlanalım, karakterleri de modelleyelim" mi dediler bilemiyorum.

San Francisco'dan New York'a süren bu yarış, aslında oyunda bölüm bölüm işleniyor. Bu da tam bir uzun yol havası yaratmaktan uzaklaştırıyor. Çeşitli yarış modları mevcut. Bu modlar karışık bir sırayla geliyor. Örneğin bir bölümde bitiş çizgisine ulaşmadan belli bir sayıdaki yarışçıyı geçmeniz isteniyor. Bir diğerinde ise zamanınız bitmeden yarışı bitirmelisiniz. Battle Races adı verilen yarışlarda ise her yarışçıyı geçmeniz için size belli bir süre tanınıyor ve o süre bitmeden önünüzdeki yarışçıyı geçmeniz isteniyor. Genel olarak bu yarış modları size farklı sıralarla sunuluyor ve monoton olmaktan çıkıyorlar.


Yollarda bulurum seni

Konu ABD'yi uçtan uca geçmek olunca, karşımıza birçok farklı parkur da çıkıyor. Rocky dağlarından tutun, Chicago'nun mahallelerine, ABD'nin güneyindeki uzun düzlüklere, farklı birçok parkur NFS: The Run'da mevcut. Yarıştığınız her yerin, kendisine göre bir hava şartı ve yol tipi mevcut. Bu da farklı parkurlarda farklı araçlar kullanmanızı gerektirebiliyor. Ancak bu sadece işinizi kolaylaştırıyor. Çünkü baştan itibaren araç değiştirmeden de bu parkurların üstesinden gelmeniz mümkün. 

Sadece yeteneğinize kalmış. Yollarda ilerlerken trafiğe dikkat etmeli, uçurumlardan aşağı yuvarlanmamalısınız. Eğer sert bir şekilde trafikteki araçlara çarpar, uçurumlardan yuvarlanır ya da ağaçlara kafadan girerseniz, bu kaza yapmanızla sonuçlanıyor. Kazalardan bir önceki kontrol noktasından devam etmeniz içinse 5 hak tanınıyor.  Bazı bölümlerde ise yuvarlanan kayalar ve benzeri engeller aniden karşınıza çıkabiliyor. Bu da adrenalin oranını yüksek tutmak için birebir.






15 Aralık 2011 Perşembe

Seohocasi.com yarismasi


Seohocasi.com'un düzenlemiş olduğu yarışmaya bende katılıyorum.

http://www.seohocasi.com/ 2. yıldönümü sebebiyle 1.045 TL değerinde birbirinden güzel ödüller dağıtıyor.  Yarışmaya katılarak 1 Android Tablet ve http://www.smartbacklink.com/‘dan 750 TL değerinde hediye çeki kazanabilirsiniz. http://www.seohocasi.com/seo-yarismasi/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Geri Döndüm ! ya da ben hep burdaydım.. yazmaya karar verdim.

Uzun zamandır, blog üzerinde bir çalışma yapmamıştım.Teması kötüydü, internet explorer sorunları vs vs.. en son şuan gördüğünüz temada karar kıldım. ve dedim ki, tamam. artık yazmak için bir nedenim var. Blogun teması değişti. En azından albenisi arttı. Yoksa açık bir tema mı kullansaydım? Bilmiyorum.

Nerelerdeydim ?
Aslında hep burdaydım. Sadece sosyal ağlarda dolanıyordum. (#ff, @troubleshoot3r) Bloguda göz ucuyla inceliyordum ama :F

Mezun olduktan sonra işe başladım. Ondan sonra monoton bir hayat.. işe git,eve gel..

Bende böyle uzun uzun günlük tutar gibi yazanları sevmem,o yüzden burada bitiriyorum yazımı.