Yeni platformun canlı yayınını ve birkaç kaynaktan edindiğim bilgileri aşağıda paylaşıyorum.
Oyuncu, izleyici ve geliştiricilerin bir araya geldigi platform olarak anlatıldı.
Youtube videosunda izlediğiniz bir oyununda linke tiklayarak chrome uzerinden hic beklemeden direk olarak bir oyunu direk oynamaya basliyorsunuz.
Stadia tanıtımında istediginiz cihazda, oyuna kaldiginiz yerden devam edebiliyorsunuz. Assasins creed odyssey ile demosunu yaptiklari oyunu 1 dakika icinde, chromebook, pixel, dandik desktop ve chromecast uzerine televiyonda oynadi.
Stadia controller isimli yeni bir kumanda üzerinden wifi ile, oynadiginiz oyuna cloud uzerinden baglanip, hangi aletten oynadiginiz farketmeden oyuna adapte oluyor. oyunlari oynamak icin zorunlu degil. bilgisayariniz bagli olan klavye mouse ile de oynayabiliyorsunuz.
4k, 60 fps, hdr ve surround sesi destekleyecek, gelecekte ise 8k ve 120+ fpsyi destekleyecegi aciklandi.
Uoutube'da paylastiginizda videolariniz direk 4k'da 60 fps olarak paylasacak. paylasma ise yeni kumanda uzerinde bir dugme ile otomatik olarak olacak. Bu düğme yeni düğme olarak nitelendirildi.
Oyun geliştiricilere ise soyle bir mesaj vermistir: "datacenter is your new platform"(Datacenter sizin yeni platformunuz). unreal, unity gibi pekçok oyun geliştirici simdiden Google'a dahil olmus.
Multiplayer konusunda da cok avantajli bir konum sagliyor oyun gelistiricelere. oyun icin özel ag kurup, bunu disaridaki her hangi bir olumsuz duruma karsi koruyor, ki en onemlisi cheat ve hacking. battle royal oyunlarini cok kolay binlerce kisiye scale edebileceklerinden bahsettiler.
Streamini izlediginiz oyuncularin lobbysinde siraya girip onlarla birlikte oynayabileceksiniz. twitch'de mesela fifa izliyorsunuz diyelim, siraya girip favori streamerinizla oynabildiginizi dusunun. iste google bunu mumkun kilacak artik.
Ayrica oyunun her hangi bir noktasini url ile paylasip baskalarinin oynamasini da saglayabileceksiniz. youtube videosunun 3:15 dakikasi icin paylastiginiz bir url gibi dusunun.
Oyun studyosunu da duyurdular. evet google bundan sonra oyun da yapacak, Google Stadia markasi altinda.
Arama motoru denince akla ilk gelen Google 30. yıldönümüne karşılık World Wide Web (www) için doodle yayınladı. Google üzerinden giriş yapacak olan kişiler doodle ile karşılaşınca ne olduğunu araştırmaya başladı. World Wide Web nedir?
Google'a girenler bir doodle sürprizi ile daha karşılaştılar! Teknolji devi Google, bu kez de World Wide Web (www) için özel bir doodle yayınladı.
WORLD WIDE WEB NEDİR?
World Wide Web (kısaca WWW veya Web), İnternet üzerinde yayınlanan birbirleriyle bağlantılı hiper-metin dokümanlarından oluşan bir bilgi sistemidir. Bu dokümanların her birine Web sayfası adı verilir ve Web sayfalarına İnternet kullanıcısının bilgisayarında çalışan Web tarayıcısı adı verilen bilgisayar programları aracılığıyla erişilir. Web sayfalarında metin, imaj, video ve diğer multimedya ögeleri bulunabilir ve diğer bağlantı ya da link adı verilen hiper-bağlantılar ile başka Web sayfalarına geçiş yapılabilir.
Sevk başlangıç ve bitiş tarihleri arasında e-devlet veya A.S.A.L (Askere alma) bedelli sevk başvurusu yapmanız gereken zaman aralığıdır.
Alacağınız sevk belgesinde yol parası, yol izni gibi detaylar yer alır. Sevk başlangıç tarihinde belge alma zamanı başlar, sevk bitiş tarihinde askerliğiniz başlar.
Örneğin, sevk bitiş tarihi 5 şubat yazıyorsa 5 şubat itibarıyla askersiniz. Size verilen yol iznine göre (1,2,3 gün) 7 şubat gibi de askeri birliğe katılırsınız.
Findeks Kredi Notu, bankalardan kullanmış olduğun bireysel nitelikli tüm kredi ve kredi kartı hesaplarının geçmiş verilerin üzerinden oluşturulur. Findeks Kredi Notu yüksek ise daha kolay krediye erişebileceğin gibi daha uygun faiz oranlarıyla da kredi kullanabilirsin.
Findeks Kredi Notu'mu Neden Bilmeliyim?
Findeks Kredi Notu herkes için önemli bir finansal kredibilite göstergesidir. Findeks Kredi Notu’nu şimdiden bilmen, ileride kredi alırken veya ileri vadeli bir borca girerken sana avantaj sağlayacaktır.
Herkesin bir Findeks Kredi Notu Var Mıdır?
Bankacılık sisteminden aktif olarak Kredi Kartı, Bireysel Kredi ve Kredili Mevduat Hesabı kullanan veya son 5 yıl içerisinde kredisi kapanmış olan tüm bireysel kullanıcıların Findeks Kredi Notu vardır.
Findeks Kredi Notu Nasıl Hesaplanır?
- Kredili Ürün Ödeme Alışkanlıkları %35
- Mevcut Hesap ve Borç Durumu %35
- Yeni Kredili Ürün Açılışları %11
- Kredi Kullanım Yoğunluğu %10
- Diğer unsurlar Kredi Notu'nun %9'unu oluşturmaktadır.
Konkordato, "borçların yeniden yapılandırılması suretiyle iflasa tabi borçluların mali durumunun düzeltilerek iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini amaçlayan, alacaklıların da belirli bir tenzilatla veya vadede alacağına kavuşmasını sağlayan ve mahkemenin tasdikiyle taraflar açısından bağlayıcı hale gelen bir anlaşma" olarak tanımlanıyor.
İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilecek.
Konkordato talebi üzerine mahkeme, istenilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verecek ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacak.
Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracak. Mahkemece geçici mühlet kararı ticaret sicili gazetesinde ve Basın İlan Kurumunun resmi ilan portalında ilan edilecek, derhal tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer ilgili yerlere bildirilecek.
Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını, geçici mühlet içinde verecek. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilecek.
Android sistemlerde File Explorer (Dosya yöneticisi) tarzı uygulamalarla telefon içeriğine baktığınız zaman belki dikkatinizi ".nomedia" dosyası çekmiştir. ".nomedia" dosyasının amacı bulunduğu klasörün içerisindeki resim/video nun medya oynatıcıları tarafından okunmasını engellemektir.
Bir klasördeki multimedya içeriğinin resim/video oynatıcı uygulamalarında görüntülenmesini istemiyorsanız, yeni bir tane içi boş ".nomedia" dosyası oluşturmanız yeterli olacaktır. Aynı işlemin tam tersi de geçerlidir. İçeriğinin görüntülenmesini istediğiniz klasörde yer alan ".nomedia" dosyasını silerseniz, klasör içeriğini medya oynatıcılarda görüntüleyebilirsiniz.
.nomedia dosyası oluştururken .txt uzantılı dosya oluşmamasına dikkat edin :)
Google'ın konum tabanlı arttırılmış gerçeklik oyunu Ingress, Google Play'de ücretsiz olarak mobil oyuncuların beğenisine sunulmuş durumda.
Elinizde telefonla dağ tepe koşarak savaşacağınız, dünyayı ele geçirmeye çalışacağınız bir oyun deneyimine hazır mısınız? Google, ortaklarıyla beraber Field Trip ile ilkel bir örneğini tanıttığı alternatif gerçeklik konseptinde kocaman bir adım daha attı ve kullanıcıya, annelerin bile “Çık oyun oyna da biraz temiz hava al.” diyerek destekleyeceğini tahmin ettiğimiz bir oyun sundu: Ingress.
Ingress; Google ve Niantic Labs’in birlikte hazırladığı, Android üzerinde oynanan bir alternate reality multiplayer video oyunu. Bizim için hazırlanmış hikayeyi gerçek dünyada her gün yürüdüğümüz sokaklarda; başka onlarca insanla beraber hedeflerimize ulaşmaya çalışarak, gerektiğinde koşarak, kaçarak, strateji geliştirerek oynuyoruz.
Modern ve Mistik Kurgu
Konusu oldukça keyifli; oyuna başlarken, CERN’deki bilimadamlarının Egzotik Madde (Exotic Matter, kısaca XM) adlı bir parçacık keşfettiğini, bu maddenin dünyaya bazı kapılar (portal) aracılığıyla dağıldığını ve insanların zihinlerini kontrol etmekte kullanılabileceğine inanıldığını öğreniyoruz ve bu alternatif dünyanın içinde, diğer her oyuncu gibi, bir ajan oluyoruz.
Yeryüzünde üretilmiş, keşfedilmiş her güçlü silah gibi XM için de bir savaş var ve karşımıza bu uğurda savaşan iki oluşum çıkıyor: Aydınlar ve Direnişçiler. Aydınlar, XM’in dünyaya dağılmasını ve insanlar üstünde kullanılmasını savunan reformist bir örgütlenmeyken; Direnişçiler, XM’in insanlığın temel değerlerini yok edeceğine inanan ve Aydınlar’a engel olmaya çalışan muhafazakar bir örgütlenme. Ingress kendini bize biraz tanıttıktan sonra hangi gruba dahil olmak istediğimizi seçmemize izin veriyor.
Genel Bakış
Oyun grafikleri, karanlık arkaplanda neon renklerde aydınlatılmış retro bir temelde kurulu. Oyunu tanıtan, ‘üst’lerimizden gelen mesajların iletildiği mekanik konuşmalar ve arkaplandaki ses efektleri de oyunun mistik havasını tamamlıyor. Özellikle bizim gibi hava karardıktan sonra kulaklıkları takarak ormanda oynarsanız, ses ve görüntü oldukça tatmin edici olacaktır.
Oyunda birkaç menü mevcut. Oyun ilk açıldığında karşımızda, yerimizi ve hedeflerimizi görebilmemiz için kurulmuş bir tarayıcı harita (Scanner) var. Ingress, yerimizi Wifi/data bağlantısı ve GPS yardımıyla tespit ediyor ve bizi, elli metre yarıçapında bir dairenin merkezine oturtuyor. Harita üzerindeki pusula sayesinde hedefimize ilerleyebiliyoruz ve kaç metre, ne tarafa doğru ilerlememiz gerektiğini sistem bize gerçek zamanlı olarak hatırlatıyor. Haritadan ulaşabildiğimiz OPS seçeneğinde, bize gelen son bilgilerin aktarıldığı İstihbarat Menüsü (Intel), topladığımız eşyaları gösteren Eşya (Item) Menüsü, görevlerimizi anlatan Mission Menüsü, diğer oyuncularla grup oluşturmamızı sağlayan Recruit Menüsü ve kayıt bilgilerimizi görebildiğimiz Aygıt Menüsü bulunuyor.
Bizden, ‘üst’lerimizden gelen ilk tanıtıcı mesajı okuduktan sonra tarafımızı seçmemiz isteniyor. Biz ilk oyunumuz için Aydınlar’dan olmayı tercih ettik. Tarafımızı seçtikten sonra, oyunu kavramamız için verilen alıştırma görevlerini yapmaya başlıyoruz.
Oyundaki Görevler
İlk görevimiz XM biriktirmek, oldukça kolay tamamlanıyor. Ana haritada bulunduğumuz çevredeki XM’ler parlayan küçük mor noktacıklar olarak görünüyor ve onlara doğru yürümek, biriktirmek için yeterli oluyor. Belli bir miktarda XM topladıktan sonra görevimizi tamamlamış oluyoruz.
İkinci görevimiz, bir XM kaynağı kapıyı (portal) hacklemek. Harita bize, bulunduğumuz noktaya en yakın portalı gösteriyor ve oraya ilerlememizi istiyor. Portalı, elli metrelik menzilimize girince haritada üstüne tıklayarak hackleyebiliyoruz. Burda portala olan yakınlığımız da önemli; ne kadar yakınsak, hack sırasında portaldan o kadar çok XM çıkarabiliyoruz. Hacklediğimiz portal hangi örgütlenmeyi seçtiysek onun rengini alıyor, böylece desteklediğimiz oluşum adına bir kaynak daha kazanmış oluyoruz.
Üçüncü görevimiz, bir düşman portalına XMP ile saldırmak. Harita bize en yakın düşman portalını gösteriyor, yoksa geçici olarak bir tane oluşturuyor ve oraya giderek saldırı yapmamızı istiyor. Biraz yürümek dışında bu da kolaylıkla tamamlanan bir görev.
Saldırı yaptıktan sonra portalın koruması zayıflıyor, bu durumda oranın eski sahibini dışarı atabiliyoruz ve kontrolü ele geçirebiliyoruz. Bu da dördüncü görevimiz oluyor. Deploy Resonator dedikten sonra portal tamamıyla bizim oluyor.
Tabii, görüldüğü üzere sahiplenilmiş portallar bile bizim yaptığımız şekilde karşı tarafın eline geçebiliyor. Bunun önünü almak için portallar üzerinde daha fazla çalışmamız gerekiyor. Bu yüzden, beşinci görevde, ele geçirdiğimiz portalları birbirine bağlayarak güvenliği sağlamlaştırabilmek adına hazırlık yapmayı öğreniyoruz.
Ele geçirdiğimiz portalları, altıncı görevdeki Bağlantı (Link) özelliğini kullanarak birbiriyle ilişkilendirebiliyoruz. Link, her iki portal arasındaki bağlantının adı. Eğer ki üç farklı portalı aralarında bir üçgen oluşturacak şekilde ikili ikili birbirine bağlayabilirsek, ortalarında kalan kısım Korunaklı Alan (Field) adını alıyor ve düşmanların bu alandaki portalları ele geçirmesi iyice zorlaşıyor. Yedinci ve son görevimizi de böylece tamamlıyoruz. Field’ı oluşturduğumuz portalların birbirine uzaklığının yüzlerce metre olması bile mümkün, o yüzden büyük bir alan oluşturmak oyunda değerli bir hamle.
Bütün bu giriş görevlerini tamamladıktan sonra ise oyun bizi gerçek dünyaya bırakıyor ve periyodik görevler vererek seçtiğimiz grubun yararına çalışmamızı teşvik ediyor.
Nasıl yüklerim?
Oyun şu anda beta aşamasında ve sadece davetiye ile oynanabilir durumda. Buradan Ingress’in resmi sitesine girebilir ve e-mail adresinizi bırakarak davetiye isteyebilirsiniz. Aktivasyon kodunuz geldikten sonra uygulamayı Android işletim sistemli cep telefonunuzla Google Play’den indirerek rahatlıkla oynamaya başlayabilirsiniz.
Bir bowling oyununda her oyuncuya toplam 10 kere sıra gelir ve sırası gelen oyuncu iki atış yaparak tüm pinleri (10 adet) devirmeye çalışır. Her atışta elde edilen puanların toplamı bir sonrakine eklenir.
Oyuncu iki atış sonrasında tüm pinleri devirememiş ise sadece devirdiği pin sayısı kadar puan alır.
Tüm pinlerin ilk atışta devrilmesi (X) ile belirtilir ve buna “strike” denir. Strike yapan oyuncu pinlerin hepsini devirdiği için ikinci atışını yapmaz ve sıra tekrar gelene kadar hanesine puan yazılmaz.
Strike’dan sonraki 2 atışının toplam sonucuna 10 puan eklenir ve önceki puanı ile toplanarak boş bırakılan haneye yazılır.
Oyuncu ikinci atışının sonunda tüm pinleri devirmiş ise (/) işareti ile gösterilir ve buna spare denir ve sıra tekrar kendine gelene kadar hanesine puan yazılmaz. Spare’den sonraki ilk atışında alınan puana 10 eklenerek önceki puanı ile toplanıp boş bırakılan haneye yazılır.
İyi bir skor elde etmek için Strike veya Spare sonrasındaki atışlarda yüksek puan almak önemlidir.
10. oyunda Strike yapan oyuncu 2 atış, Spare yapan oyuncu 1 ekstra atış hakkı kazanır.
Nasıl Strike Olur?
Genel olarak standart bir strike vuruşu için topun cepten yani 1. ve 3. pinlerin arasından 4-6 derece bir açı ile girmesi ve içeride bu açılı hareketini sürdürmesi gerekir.
Standart bir strike atışında (falsolu atış) 1, 3, 5 ve 9. pinler top tarafından (sağ elle yapılan atış için), diğerleri ise pinlerin birbirlerine çarpması ve/veya yan taraflardaki duvarlardan sekmesi ile devrilir. Pinlerin havada uçuşarak birbirlerini devirmelerine "pin action" adı verilir. Bazen bunun için “pin mix” deyimi de kullanılır.
Dolayısı ile strike atışında tüm dünyada düz atış yerine falsolu atışın tercih edilmesinin temel nedeni strike yapabilecek giriş açısını (angle of entry) ve pin hareketini (pin action) yakalayabilmektir. Düz atış genellikle spare atışlarında kalan topları devirmekte tercih edilir.
Strike atışında 1. ve 2. pinden giren atış "cepten" (in the pocket) olarak isimlendirilirken, giriş 1. ve 2. pinden olursa "brooklyn" olarak isimlendirilir.
Strike atışlarında falsolu standart atışların yanında pek çok stille yapılan strikelarda söz konusudur.
Nasıl Strike Olmaz?
İleri seviyede oyuncular cepten girmiş doğru bir strike atışından sonra kalan pinlere bakarak sorunu anlayıp çözüme gidebilirler. Bunun için öncelikle devamlılık gösteren bir strike atışı ve devamlılık gösteren bir kalan pin durumu olması gerekir. Her atışta başka pinler kalıyorsa bu atışların aynı olmadığı söylenebilir.
Düzenli olarak kalan pinleri analiz eden bir oyuncu cebe "Ağır" (heavy hit) mı "hafif" (light hit) mi girdiğini anlayabilir ve buna göre bir düzenleme yapabilir.
"Hafif Giriş" (light hit) topun cepe oldukça sağdan veya yetersiz açıyla girmesinden oluşur. Bu tip bir atış genellikle 1, 3, 6 ve 9. pinleri devirir ama 2, 5, 8 veya bunların kombinasyonlarını muhakkak bırakır. Bu durumda oyuncunun sağa kayarak uygun ayarlamayı yapması gerekir.
"Ağır Giriş" (heavy hit) ise cebe çok soldan veya çok açılı girmesinden oluşur. Bu durumda genellikle 1, 2, 3, 5 ve 8. pinler bazen de 4 ve 7 devrilir ama 6 ve 9 ve sıklıkla 10. pin kalır. Bu durumda oyuncunun sola kayarak ayar yapması gerekir.
Tüm bu durumlar bazı şartların bir araya gelmesi ile oluşur. Oyuncunun muhakkak aynı atışı yapıyor olması ve pinlerin aynı kalıyor olması gerekir. 3-4 atış sonunda kesin bir pattern çıkıyorsa oyuncu bu ayarları yapabilir. Bu arada bir hafif girişte 5 ve 8 i de alabilir. Eğer oyuncu bir türlü strike olmadığından şikayetçi ise fakat ortada standart bir kalma durumu yoksa oyuncu kendi atışında bir düzensizliği araştırmalıdır.
Abi bu nasıl bi şarkı,rap,k-pop(korean pop), müzik,melodi, sözdür.. :D
Çok akılda kalıcı, tuhaf, iğrenç, harika bi müzik! Şarkıyı bi kere dinlemeniz yeterli. Sonrası kendiliğinden geliyor zaten.
Youtube'a 15 Temmuz'da yüklenen gerçek adı PSY (gerçek adı: Park Jae-Sang) olan Güney Kore'li süperstar'ın "Gangnam Style" adlı şarkısı son dönemin Youtube'daki en popüler şarkısı. Özellikle klibi ve klipteki danslar ile kendinden sıkca söz ettiren şarkı tüm dünyayı etkisi altına almış durumda. Zira şarkı Youtube'da yayınlanmasının ardından yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen şuan 232,000,000 kere izlenilmiş ve youtube'da tüm zamanların en çok beğenilen (most liked) video olmuştur. Guinness rekorlar kitabına da girmiş bu arada. İŞTE BURDA.
Youtube'un Top 100 listesinde de zirveye yerleşen PSY, en yakın rakiplerini solda sıfır bırakmış.(2,141,758 beğeni almış.) Rakipleri ise; LMFAO 'Party Rock Anthem' (1,574,963 beğeni), Justin's Bieber'in 'Baby' (1,327,147 beğeni) and Adele's 'Rolling in the Deep' (1,245,641 beğeni) .Youtube'da ve sosyal medyada bu kadar popüler olan şarkı bakalım bu başarısını daha ne kadar sürdürebilecek. Bu fenomen şarkıyı ve efsane klibini daha izlemediyseniz sizi aşağıdaki video ile başbaşa bırakayım efendim...
Bugün size, benimde kullandığım, android marketteki uygulamalardan "Google Authenticator" ü anlatmak istiyorum. Eğer google hesabınızı aktif olarak kullanıyorsanız ve birazda güvenlik konusunda titizseniz bu uygulama tam size göre.
Aslında Google Authenticator denilen şey google hesabınızı 2 adımlı doğrulama ile güvenceye almak için Google tarafından, android için yazılmış bir uygulama.
Bu uygulamayı kullanabilmek için öncelikle 2 adımlı doğrulamayı açmanız gerekiyor.
Google Apps Gmail Hesabınızda oturum açın ve Ayarlar'ı (sağ üst köşede) tıklayın. Hesaplar sekmesinin altındaki Google Hesabı ayarları'nı tıklayın. Güvenlik sekmesinden 2 adımlı doğrulamayı açın.
Şimdi de play.google.com adresinden "Google Authenticator" uygulamasını indiriyoruz. Daha sonra uygulamaya gmail hesabımızı bağlıyoruz. (iki adımlı doğrulamayı açtığınız zaman size gereken bilgiler veriliyor. qr kod vs gibi.)
"Google Authenticator" uygulaması ile gmail hesabınızı senkronize ettiğiniz zaman, gmail hesabınıza giriş yapmaya çalıştığınızda şöyle bir ekran çıkıyor.
Daha sonra telefonunuzdan Google Authenticator uygulamasını açıp, sizden istenilen kodu bu ekrana giriyorsunuz.
veee işte hesabımıza giriş yaptık!
Bu kod süre bazlı ve her 1 dakikada kod değişiyor. Haliyle google hesabınız artık çok daha güvenli!
Biraz karmaşık anlatmış olabilirim, takıldığınız yer olursa, yorumlarda görüşelim :F
İş takip programı hakkında ileride buraya birşeyler karalayacağım. Kimden almalı? Nasıl Çalışır? Nasıl olmalı ? gibi başlıklara bölmeyi düşünüyorum. Neyse, şimdilik bu kadarı yeterli.
İş takip programlarının genel olarak tanımlaması bu şekilde geçiyor:
"İşlerini takip etmekte zorluk yaşamaya başlayan, hangi personelinin gün sonunda ne kadar iş yaptığını öğrenmek isteyen, işleri genelde bilgisayar veya telefon üzerinden yürüyen kurumlar için İş takip programı mükemmel bir çözümdür."
Bundan bir kaç ay önce söylenti şeklinde çıkan Google Glass(gözlük projesi) ile ilgili ilk bilgiler google tarafından duyuruldu. Resmi internet sitesinde tanıtılan google project glass, hayatımızı kolaylaştırma adına bir çok yenilik sunuyor. Özellikle mobil uygulamaları daha kullanışlı hale getireceği şüphesiz!
Hayatımızı her alanda kolaylaştıracak olan bu gözlük ile, bilgisayar yada bir android telefon ile yapılabilen her şeyi yapabileceğiz. Bir nesne hakkında bilgi edinebilir, metin çevire bilir, hava durumu, trafik gibi bilgileri alabilir, mesaj okuyabilir, resim ve video çekebileceğiz. Bir adet kamera, mikrofon ile gerçek zamanlı verileri internetten alabilecek ve paylaşabileceğiz. Basit ve sade ara yüzü ile google project glass herkesin rahatca kullanabilmesini sağlayacak.
Konsept projenin mimarları, “Artık bir fotoğraf çekmek için elinizi cebinize atıp telefonunuz çıkarmanıza gerek yok. Gözlük Projesi ile tek tuş ile anında fotoğraf çekebileceksiniz” diyor.
Gözlük Yıl sonuna kadar dükkanlardaki raflarda yerini alacak. Android tabanlı uygulama içerecek olan gözlük, 3G yada 4G veri bağlantısı sunacak. Üzerinde bulunacak Hareket ve GPS sensörleri ile navigasyon teknolojisini bir adım daha öteye götürecek.
Google ın böyle bir projeyi satışa sunması gerçekten ilginç olacak. Ticari bür ürün çıkarmadan önce çözülmesi gereken bir çok konu olduğu düşünülüyor. Pil ömrü gerçek zamanlı video kayıdı gibi konular hala belirsizliğini koruyor.
Steve Jobs’ın ilk Macintosh’u tanıttığından bu yana 28 yıl geçtiğini biliyor muydunuz? :) Macintosh ilk defa 24 Ocak 1984 yılında tanıtılmıştı. Şu anda bile kullandığımız bazı uygulamaların köklerinin ve fikirlerin o günlere dayanıyor olması, ve aradan geçen 28 yılda alınan yol gerçekten inanılmaz…
Mac’in 28 yılda ulaştığı son noktayı MacBook Air olarak tanımlamak pek yanlış olmaz sanırım. “GeleceğinMacBook’u” olarak tanımlanan MacBook Air, hafifliği, boyutları ve SSD sayesindeki hızı ile diğer dizüstü bilgisayarların, hatta Mac’lerin bile önünde diyebiliriz…
Yazıyı oldukça kısa tutup, sizi bundan 28 yıl önceye götürmek istiyorum: İlk Macintosh’un lansmanına.
Steve Jobs’ın gençliğine (o zaman sadece 29 yaşındaydı!) ve kişisel bilgisayarların şimdiye göre ne kadar ilkel, fakat Macintosh’un dönemine göre ne kadar ileride olduğuna inanmak gerçekten zor… :)
İlk Macintosh’un özellikleri ise şimdi düşündüğümüzde şaka gibi geliyor:
İşlemci: Motorola 68000, 8 MHz
ROM: 64 KB
RAM: 128 KB
Ekran: 9 inç
Çözünürlük: 512 x 342 piksel, tek renkli (siyah & beyaz / monochrome)
Sabit Disk: Yok, sadece disket sürücü :)
Fiyatı: $2.495
Ve bir de Macintosh’un efsane reklamı olan “1984“ü de paylaşmadan geçemiyorum… Bu reklam televizyonlarda Super Bowl adı verilen, ABD’de en çok izlenen spor müsabakasının devre arasında (22 Ocak 1984′te) sadece 1 defa, tek bir defa yayınlanmıştı. George Orwell’in 1984 adlı romanına gönderme yapan reklamı ilginç bulacağınıza eminim… :) Bu reklamla ilgili olarak detaylı bilgi almak isteyenler, ingilizce bir kaynak için Wikipedia sayfasına göz atabilirler.
Daha önce çevrimiçi müzik yayını yapan firmalara yönelen sosyal ağ devi Facebook, yakın bir zamanda Hollywood’un en önemli iki ismiyle masaya oturmuş durumda.
Facebook teknoloji endüstrisindeki sahip olduğu yeri gün geçtikçe genişletmeye devam ediyor. Daha önce Facebook, MTV yöneticilerinden Jason Hirschhorn’u bünyesine katmak için teklifte bulunmuş, ancak istenilen sonucu elde edememişti. Şimdiyse sosyal ağ devi, gözünü Hollywood’a dikmiş durumda.
Facebook, web sitesi üzerinden ünlü Hollywood filmlerinin kiralayıp izleyebilmesi için Warner Bros ve Universal ile anlaşmaya varmak üzere. Kısa bir süre önce de Facebook’un çevrimiçi müzik sağlayıcısı Spotify ve Rhapsody ile imza atmak üzere olduğuna dair dedikodular dolaşmaya başladı. Ayrıca çevrimiçi video sağlayıcısı Hulu ile yapılan anlaşma da kısa bir süre sonra resmi olarak duyurulacak.
Çin hariç, tüm dünyayı online ortamda birbirine bağlayan Facebook F8′de önemli yenilikler açıklamaya hazırlanıyor. Gelen bilgilere göre bu seneki büyük geliştiriciler toplantısının sloganı: ‘Oku. İzle. Dinle.’ olacak. Yani Facebook içerik olayını ciddiye almaya başlıyor.
Sondan başlayalım. Dinle, Facebook kullanıcılarının müzik dinleyebileceği bir geleceğe işaret ediyor. Bu konuda Facebook’un Spotify ve bir kaç iş ortağı ile çalıştığı çoktandır konuşuluyor. Son haberler bu yeniliğin video ve film yayıncılarını da hesaba katacağını göstermişti. Bu da İzle‘yi açıklıyor. Netflix bu konuda adı geçen önemli bir isim.
İlk sıradaki Oku ise şimdiye kadar en ciddi adımlardan biri gibi geliyor bana. İnternetteki içeriği Forbes’un verdiği isimler dikkat çekici; CNN, Washington Post ve The Daily. NY Times ise şimdilik geride durmayı tercih etmiş.
Facebook’ta bir şeyler okumak gerçekten bilgiye erişimin değişim odak noktasını değiştirebilir. Haber okuma ihtiyacımızı nasıl karşılayacağımızı sorgularken sosyal etkinin varlığından ve olması gerektiğinden söz etmiştim ama başlı başına bir sosyal ağda bu ihtiyaca karşılık bulabileceğimizi düşünmemiştim. Evet, bir Facebook bunu yapabilir. Haberleri küçük bir düğmenin altına ustaca saklayarak hem bilgiye gerçek kaynağından ulaşmamızı hem de arkadaşlarımızın bu konu odağında neler düşündüğünü bize sunabilir. Ben bunu ne kadar kabul ederim bilmiyorum ama çoğunluğa daha kolay gelen ve açıkçası devrimsel bir çıkış olacağını söyleyebilirim.
Facebook’un yorum eklentisini medya sitelerinde kullandırmak istemesi, son çıkarılan abonelik özelliği ile Zuckerberg ve ekibinin henüz dışarıya yansımamış fikirleri bizi Facebook’tan dünyaya bağlayabilir. İyi organize edilirse bu yenilik bilgi yükümüzü azaltabilir. Diğer yandan bizi sürekli aynı sitede kalma rutinliğine sürükleyerek can sıkıcı da olabilir. Facebook’un rekabet kurallarını ezip geçecek olması ise ayrıca tartışılması gereken bir konu.
Facebook, video oyun endüstrisi için de artık oldukça önemli bir platform. Zynga gibi pek çok geliştirici ve dağıtımcı firma artık Facebook için oyun geliştiriyor. İlerleyen günlerde Facebook’da daha ne gibi yenilikler olacak hep birlikte göreceğiz.
Dün akşam saatlerinde Google Blog üzerinden tüm dünyaya sunulan Google+ Projesi ile ilgili Türkiye'deki ilk bilgilendirme haberini yapma şansını yakalamış ve kısaca üründen bahsetmiştik. Şimdi de Google'ın yeni gözbebeğini daha yakından tanıyalım..
Google+ Projesi, Google'ın mutlaka başarılı olmak istediği ve bu konuda gerekirse risk alabileceği "sosyal ağ dünyasının yeni üyesi. Bu açıdan dünyanın tartışmasız lideri durumunda olan Facebook'a da rakip olarak gösteriliyor. Her ne kadar bu karşılaştırma normal görünse de Google+ Projesi'nde küçük ancak önemli bir farklılık yer alıyor. Bu farklılık, Google'ın Facebook'un hizmetlerini olabildiğince sunma çabasından ziyade Facebook'un ürünlerinin her birinin bir sonraki sürümlerini / işlevlerini sunma amacı güdülüyor olması. Yani Google bu kez Facebook'un sonraki adımlarını tahmin ederek ortaya işlevsel bir ürün ortaya koymuş. Proje başarılı olur ya da olmaz ancak taklit etmekten çok daha iyisini sunarak ileri görüşlü giriş yapma stratejisini şimdiden kutlamak gerekir.
İnsan ilişkilerini oluşturan parçacıkların sabit ve genelgeçer özelliklere sahip oluşu, sosyal ağ projesi üretiminde de belli başlı ve kimilerine göre aynı özelliklerin sunulmasını gerektiriyor. Bir önceki paragrafta da belirttiğim gibi her ne kadar benzer özellikler sunuluyor olsa da önemli olanın bir sonraki adımı doğru tahmin etmek olduğunun bir kere daha altını çizelim. Bu doğrultuda Google+ Projesi'ni oluşturan iletişim parçacıklarının ne gibi özelliklere sahip olduğunu ve nasıl bir bakış açısı sunduklarını sizlere iletelim.
Circles Çevreler
Google'ın sosyal ağ dünyasına bakışında yer alan iletişim eğilimlerinde önemli olan kıstasın "akran grubu olduğunu görüyoruz. Google Çevreler özelliği de tamamen bu düşüncenin bir ürünü. Kendiliğinden var olan aile ve yaşamla biçimlenen akran çevresini oluşturan arkadaş, dost, iş arkadaşı ve eski arkadaş şeklinde örneklendirebileceğimiz çevre unsurlarını ayrı ayrı gruplandırmayı sağlayan Çevreler, bu sayede doğru çevreyle doğru iletişimin kurulmasını kolaylaştırıyor. Ne paylaştığınız kadar kiminle paylaştığınız da önemli olgusu ve Google'ın bu teşhisi sonrasında işlevsel bir hizmetin sunulması amaçlıyor.
Sparks Konular
Yeni tanışan insanların birbirlerine sordukları ilk sorular arasında mutlaka yer alan; yer almasa da zamanla kendisini açığa vuran ilk öğelerden olan ilgi alanlarıKonular'ın merkezini oluşturuyor. Bu çerçevede, dünyanın en iyi arama motoru teknolojisine sahip olunmasının da avantajı sonuna kadar kullanılarak kişilerin ilgi alanlarına dair en iyi ve kaliteli içeriklerin sunulması amaçlanıyor. Bu özellik, bir sosyal ağ sitesinde ne amaçla yer alabilir sorusunun net bir cevabının şu anki bilgilerle ifade edilmesinin zor olduğunu da belirtelim.
Hangouts Videoyla Sohbet Odaları
Türkçe karşılığı her ne kadar "videoyla sohbet odaları olarak ifade edilmeye çalışmışsa da bu özellikle ilgili söylenenler daha çok "görüntülü takılmalar ifadesiyle net bir anlam kazanıyor. Zira bu özellik ile birlikte gerçek hayatta gidilen bir mekânda karşılaşılan arkadaşlarla sohbet eder gibi nerede olursanız olun planlı ya da plansız bir sohbetin ortasında kendinizi bulabiliyorsunuz. Bir ya da birden fazla kişinin dâhil olabildiği bu görüntülü sohbet uygulaması ile dijital ve akıcı bir sohbet ortamı yaratılıyor.
InstantUpload Anında Yükleme
Bir anın fotoğrafa dönüşmesi ve o fotoğrafın paylaşılması hız ile doğru orantılı bir şevkle gerçekleşir. Google bunu dikkate almış bir şekilde, fotoğrafın çekilmesi ve arkadaşlarla paylaşılmasını seri bir bütünlük içinde değerlendirmiş. Mobil cihazlar üzerinden çekilen fotoğrafları var olan en seri teknolojinin kullanılması, istediğiniz kişilerle paylaşmanızı sağlayan "Anında Yükleme özelliği ile neredeyse fotoğraflar çekildiği anda paylaşılmış olacak.
Huddle Grup Sohbeti
Halihazırda birçok mesajlaşma hizmeti onlarca iletişim aracı üzerinden sunuluyor. Ancak iş çoklu ve işlevsel bir sohbet/iletişim ortamının yaratılmasına gelince durum bir anda değişiyor. Çünkü şu anda mobil ürünler başta olmak üzere birçok öncül iletişim aracı üzerinden kararlı bir şekilde çoklu ve akıcı iletişim ortamı sunabilen bir ürün yok. Google Grup Sohbeti ile büyük olasılıkla bu ihtiyaç karşılanacak. Zira kısa mesaj yazma ve sohbet aracı kullanma arasındaki konuma denk gelen ve ana ihtiyaç şeklinde ifade edilebilecek bir iletişim hizmeti sunuluyor. Bir ya da birden fazla kişiyle kolay ve akıcı bir şekilde yazılı iletişim kurabilmek mümkün kılınıyor.
Stream Yaşam Akışı
Google+ ile birlikte gelen tüm parçacıkların sağladığı tüm özellikleri kullanarak gerçekleşen iletişim ve paylaşım unsurları sonucunda ortaya çıkan "kişinin yaşam öğeleri bu alan üzerinde sunuluyor.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Google, bahsettiğimiz tüm bu özelliklerle rakiplerine ister istemez benzer ancak ve ondan ziyade yenilikçi bir ürün ortaya koymayı amaçlıyor. Bu noktadaki kilit araç ise mobil teknoloji olarak görünüyor. Bir internet sitesi olarak dünyaya merhaba diyen Facebook zamanla mobil dünyaya adapte olmaya çalışmış ve bu konuda başarısız da olmamıştı. Ancak Google+ Projesi doğrudan mobil dünyayla içli dışlı bir şekilde hayata geçiyor. Bu da demek oluyor ki, ürünü oluşturan servisler iyiyse mobil cihazların kullanım yoğunluğuna bağlı olarak ciddi bir Google+ ağırlığı hissedilebilir. Google yöneticilerinin bu projenin dönütünü uzun bir süre aralığı sonrasına bırakıyor olmaları; büyük bir olasılıkla olumlu gelecek dönütün mobil cihazların çok daha yaygınlaşmasıyla birlikte kendisini göstereceği, vardığımız yargının doğruluğunu pekiştiriyor. O zamana kadar Facebook cephesinden daha işlevsel mobil deneyimler sunulması halinde ciddi bir rekabetin yaşanabileceğini söyleyebiliriz. Ancak konuyu sadecebir internet sitesi temeline indirdiğimizde Facebook'un kalesi milyonlarca taştan oluşuyor ve Google+ bu noktada yetersiz kalabilir.
Son olarak Google+ Projesinin hala gelişmekte olan bir çalışma olduğunu belirtelim. Bu çalışma sürecinin genel kullanıma sunulmasının ardından geçen süreden olabildiğince az bir zaman kesişimi yaratmak için "davet etme yoluna giden Google'ın bu tür davranışlarına alışığız. Mobil yönü güçlü olan bu ürün şu anda Android Market üzerinde yer alıyor ve bir süre sonra da iPhone başta olmak üzere diğer taşınabilir cihazlara da sunulacak.
Yeni olmasa da yenilikçi ve ileri görüşlü bir sosyal ağ ürünü olduğunu düşündüğüm Google+ Projesinin hangi süreçlerden geçeceğini birlikte göreceğiz.
Survivorda çalan müziği merak eden arkadaşlar için her seferinde müziğin adı şu, medieval total war oyununda çalan müzik diye söylemektense,dedim bloga konu açayım da arada bir kendim de dinlerim, survivorda çalan müziği merak eden varsa onlarında merakını gideririm diye buradan vereyim dedim.
Survivorda konsey de çalan müziğin adı medieval total war oyunundaki soundtracklarından "euro mobilize 1".
Müziği youtube'dan dinleyebilirsiniz.Mp3 olarakta yine aynı yerden download edebilirsiniz.
Buyrun, youtube linki; http://www.youtube.com/watch?v=JMatzXYokak
Neredeyse, 3-4 aylık proje yaptığım dönemimde TR sitelerinden bir tane, adam akıllı .Net ile tarayıcıdan resim nasıl alınır,hangi bileşenler,hangi componentler kullanılır açıkca birşey göremedim şahsen.Bende Türkçe bir makale yazayım istedim.Visual Studio 2010 (2008 vs de olabilir) kullanarak scannerden resim nasıl alınır onu bir sonraki yazımda basit örneklerle göstermeye çalışacağım elimden geldiğince.Şuan genel bilgi amaçlı yazıyorum.
Tarayıcıdan resmi,sayfayı almak için TEMEL olarak 2 yöntem var.
Nedir bunlar ?
1. yöntem Wia (Windows Image Automation Layer)
2. yöntem ise TWAIN
Twain nedir ? Wikinin dediğine göre, "TWAIN is a standard software protocol and applications programming interface (API) that regulates communication between software applications and imaging devices such as scanners and digital cameras." Yani,TWAIN standart yazılım protokolü olup, yazılım ve resim donanımları (tarayıcı,dijital kameralar gibi) arasında ilişki,bağlantı kuran API'lerdir.
Peki ,
WIA (Windows Image Automation Layer veya Windows Imaging Architecture) nedir ?
"Windows Image Acquisition (WIA; sometimes also called Windows Imaging Architecture) is a Microsoft driver model and application programming interface (API) for Microsoft Windows Me and later Windows operating systems that enables graphics software to communicate with imaging hardware such as scanners, digital cameras and Digital Video-equipment. It was first introduced in 2000 as part of Windows Me, and continues to be the standard imaging device and API model through successive Windows versions. It is implemented as an on-demand service in Windows XP and later Windows operating systems."
Nedir bu digitürk tüm blogspotları kapattıracakmış karmaşası ? 1-2 gündür denk geliyorum heryerde #blogumadokunma yazılarını.Öncelikle bulduğum bir yazıya göz atalım.. Digiturk Neden Yasal İşlem Başlattı?
“Digiturk, yayın hakkı kendisinde olan bazı yayınlardan görüntülerin bazı bloglarda yayınlanması üzerine mahkeme kararı aldırarak tüm Blogspot platformuna erişim engeli uygulatmaya başladı. Digiturk, defalarca uyarılmalarına karşın bu yayınların devam etmesi üzerine bu yola başvurduklarını bildirdi.”
Bakın ne diyor orda ? “yayın hakkı kendisinde olan” yayınlardan bazılarının görüntülerinin yayınlanmasından rahatsız olduğu için.Şimdi ne diye Digitürk'ü düşman ilan ediyorsunuz ki ?
Sen git,ÇALINTI yayınlarla maç zamanları hit almak için başkasının HAKKINI gasp et,sonra “benim blogumu kapattılar,hiç birşey yapmamıştım ama :S” diye ağla dur,ağlamakla yetinme,yanına da yandaş ara.
Bir de bloglarına şöyle bişi yazmışlar
"Sizi hem BLOGUMA DOKUNMA facebook grubuna üye olmaya hem de bu sansürü isteyen ve sağlayan Digitürk'ü protesto etmeye çağırıyorum. Bu Cumartesi sabah 10:00 da ben üyeliğimi iptal ettiriyor ve benim paramla bana sansür uygulayamazsın diyorum."
İyi de Süper Toto Süper Ligi'nin yayın hakları Digiturk‘te ve bunu açılan ihale sonucu yıllık 321 milyon dolar ödeyerek maç yayın haklarını aldığını biliyormusunuz ? peki sen digiturk'e para ödedin mi maçlarını İZİNSİZ yayınlamak için? yok ? protestonun amacı nedir,senin KAÇAK yayınların yüzünden hit alamamayışın mı ?
Geçin bunları geçin..Biraz düşünün,çok bişi değil.. #blogumadokunma
Yanlış olan birşey varsa, o da böyle içeriği 5 para etmez,hit için herşeyi yapan blogspot kullanıcıları yüzünden herkesin yasaklanmasıdır.Eğer illa bloguma dokunma diyecek birileri varsa o da suçsuz yere yasaklanacak olanlardır, başkalarının emeklerini çalan,canlı maç yayını yapanlar değil ;) Tek kızdığım nokta,sadece yasaklanması gerekenlerin yasaklanması,diğerlerinin değil.Kısaca Kurunun yanında yaş YANMAMALI !
Eğer yandaki gibi aptal bi programın kendisini antivirüs olarak gösterip, antivirüs programınızı parayla güncelleyin,sizi bilgisayarınızdaki trojan,malware vs den kurtarıcam deyip sizi kandırmaya çalışıyorsaaa,doğru yerdesiniz :)
Geçenlerde komik resimlerin olduğu bir sitede dolanırken aniden birşeyler indirmeye çalıştı site,iptal etmeme rağmen yarım saat sonra sizin karşılaştığınız ekranlarla,zırt pırt çıkan uyarılarla karşılaştım.Üstelik uyarılar daha kapanmadan yenisi açılıyordu.. Çözüm basit,panik yapmanıza gerek yok.Öncelikle aynı virüsten mi bahsediyoruz ona bi bakalım.Aşağıdaki gibi uyarılar alıyorsanız, "System Tool" virüsü var bilgisayarınızda.Nedir bu virüsün sürekli çıkan uyarıları..
Warning! Application cannot be executed. The file cmd.exe is infected. Please activate your antivirus software.
System Tool Warning Your PC is infected with dangerous viruses. Activate antivirus protection to prevent data loss and avoid the theft of your credit card details. Click here to activate protection.
System Tool Warning Intercepting programs that may compromise your private and harm your system have been detected on your PC. Click here to remove them immediately with System Tool.
Security Monitor: WARNING! Attention: System detected a potential hazard (TrojanSPM/LX) on your computer that may infect executable files. Your private information and PC safety is at risk. To get rid of unwanted spyware and keep your computer safe you need to update your current security software. CLick Yes to download official intrusion detection system (IDS software).
Warning: Your computer is infected Windows has detected spyware infection! Click this message to install the last update of Windows security software…
This infection will also change the background of your Windows desktop to display this
Warning! Your’re in Danger! Your Computer is infected with Spyware!
All you do with your computer is stored forever in your hard disk. When you visit sites, send emails… All your actions are logged. And it is impossible to remove them with standard tools. Your data is still available for forensics, and in some cases
For your boss, your friends, your wife, your children. Every site you or somebody or even something, like spyware, opened in your browsers, with all the images, and all the downloaded and maybe later removed movies or mp3 songs – ARE STILL THERE and could break your life!
Secure yourself right now! Removal all spyware from your PC!
Gelelim Çözüme,virüsü silmeye.. www.malwarebytes.org sitesine giriyoruz.Orada üstte sol tarafta, "Download Free version" diyoruz.programı indirdikten sonra,bilgisayarınızı "ağ desteği ile güvenli mod" ile başlatıyoruz.Daha sonra burada malwarebytes sitesinden indirdiğimiz gerçek antivirüs programını kuruyoruz.Programı kurduktan sonra, "hızlı tarama" seçeneğini seçip,hızlıca bilgisayarımızı tarıyor ve virüsü buluyor(program türkçedir,nereden silecem,nasıl yaparım gibi sorununuz olmaz sanıyorum).Sonra virüsü sildikten sonra restart yapın ve bilgisayarınızı kulllanmaya devam edin.Hepsi bu kadar.Takıldığınız yer olursa,konu altına yorum yaparak sorabilirsiniz.
Facebook Inc, insanların arkadaşlarıyla iletişim kurmasını ve bilgi alış verişi yapmasını amaçlayan bir sosyal web sitesidir. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm okullar facebook'da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu, .ac.uk, vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibarıyla katılım gösterebilmektedirler.
Temmuz 2007 itibarıyla, 34 milyon kullanıcısıyla dünyanın en büyük üniversite tabanlı kullanıcılarına sahip oldu.
Alexa istatistiklerine göre facebook 31 Ekim 2010 itibarıyla; Alexa verilerine göre Dünya'nın en fazla ziyaret edilen 2'inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç'in en fazla ziyaret edilen sitesi; İngiltere ve İsveç'in 2. en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama'nın 3., ABD, Avustralya da 5. ve Türkiye'nin de 1. en fazla ziyaret edilen sitesidir.
Facebook ismini "paper facebooks"'dan alır. Bu form A.B.D. üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur.
Facebook'un şu anda 500 milyondan fazla aktif kullanıcısı bulunmaktadır.
Site kullanıcılara ücretsizdir ve gelirini banner reklamlarından ve sponsor gruplarından almaktadır (Nisan 2006'da gelirlerin haftalık 1.5 milyon dolar olduğu öne sürülmüştür). Kullanıcılar profilleri fotoğrafları, ilgi alanları, gizli ya da açık mesajları ve arkadaş grupları sergilemektedir. Profillerin gösterimi sadece arkadaşlara görünecek şekilde veya belli ağların dışındakilere açık olmayacak şekilde sınırlandırılabilir. TechCrunch'a göre; A.B.D.'deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85'inin facebook'da bir hesabı bulunmakta ve bunların %60'ı her gün bağlanmaktadır. %85 her hafta, %93 her ay bağlananlar arasındadır. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların her gün ortalama 19 dakika facebook'da vakit geçirdiğini söylemektedir. Facebook'un Kurucusu, eski Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg 13 Mart 2009 itibarıyla facebook'un yeni arayüzü tüm hesaplarda kullanılmaya başlamıştır. Ancak bu arayüz, kullanıcılar arasında ikilik yaratmıştır. Bazı kullanıcılar bu arayüzü çok başarılı bulurken, bazı kullanıcılar protesto etmektedir. Facebook yöneticileri ise bu yeni arayüz için ısrar etmektedirler.
Teknik açıdan ise facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı Web 2.0 uygulamalarından biri olarak gösterilmektedir.
2006 yılında, MySpace'in News Corporation'a satılmasıyla facebook'un da satılacağı söylentileri çıkmıştır. Zuckerberg ise facebook'u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır.
İlk teklifin Viacom tarafından 975 milyon dolar olduğu öne sürülürken; Eylül 2006'da Yahoo 1 milyar dolar teklifte bulunmuştur. Ekim ayında ise; Google YouTube'u satın aldıktan sonra, facebook için 2,3 milyar dolar teklifte bulunmuştur.
Facebook yöneticilerinden Peter Thiel ise, Facebook'un iç değerinin 8 Milyar dolar olduğunu ve proje gelirlerinin 2015 yılı için 1 milyar dolar olduğunu söylemiştir.
24 Ekim 2007'de; Microsoft facebook'un %1,6'lık hissesini 240 milyon dolar ödeyerek satın almıştır. Google ve diğer şirketler de benzeri bir yöntemle facebook hisselerine yönelmektedir.
2008 Ağustos'unda Facebook'un aylık 100 milyon aktif kullanıcısı vardı. İnsanlar birbirini Facebook'a çağırdı ve bu sayı 7 ayda iki katına çıktı. 2009 Nisanı'nda ise bu sosyal ağın ulaştığı insan sayısı 200 milyondu. 2009 Temmuz'unda ise dört aydan kısa bir sürede Facebook kullanıcı sayısı 50 milyon daha artarak 250 milyona ulaşmıştır.
23 Temmuz 2009'da başlayan bir uygulamayla Facebook'a, Yahoo sitesi içerisinden ulaşma imkânı getirilmiştir.